Ana Sayfa

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri hayatı boyunca yazdığı eserlerle, insanların zihnindeki şüpheleri izale edip, imanı tahkime çalışan bir İslam alimidir. Belki de Cenab-ı Hakk, bu görevi daha çevik-çavak yapsın diye, ona bu imansızlık fezaat ve fecaatini göstermiş, aşk ve şevkle iman hizmetinde bulunmasını sağlamıştır.

Ku'rân hakikatlerini müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve ispat eden Risâle-i nur Külliyatı, her insan için en mühim mesele olan; "Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gidecegim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir? gibi suallerin cevabını vâzıh ve kât'i bir sekilde, çekici bir üslûp ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akıllari tenvir ve tatmin ediyor.

Arz ve semavatın tabakatından, melâike ve ruh bahsinden, zamanın hakikatinden, haşir ve ahiretin vukuundan, Cennet ve Cehennemin varlığından, ölümün mahiyet-i asliyesinden ebedî saadet ve şekavetin menbaına kadar akla gelen ve gelmeyen bütün imânî meseleleri en kat'î delillerle aklen, mantıken, ilmen isbat eden risâlelerin tamamında herhangi bir fikrî tezada rastlanmıyor. Bu eserler şayet ilham olmayıp, bütünüyle mantık muhassalası olsaydı, muhakkak tezat da olurdu. Bu eserlerde tezadın olmaması ancak sünuhat ile izah edilebilir ki, bunu da zaten yer yer Nur Müellifi de bizzat söylemektedir.

Risâle-i Nur Külliyatı iyi bir ameliyat-ı fikriyle yapmaya vesiledir. Herkes kendi seviyesine göre okursa ve hele sürekli okursa ondan çok çok istifade edebilir. Çünkü bu eserler Kur’ân’dan mülhem pırıltılardır. Öyle olması da bir imtihandır. Eserlerde kullanılan ifade tarzı da bir imtihan.. Bediüzzaman’ın ekrad içinde neşeti de ayrı bir imtihandır. Bazıları işte bu noktalara takılıp kalabilir ve o bereketli zat ve eserlerinden yararlanmayabilirler.

Bunun için, insan; Allah’tan (cc) devamlı olarak istikamet istemeli. Nasıl ki gündüz yaptığı ibadetten dolayı yorulan bir insan, uyuduğu zaman da ibadet yapmış gibi sevap alır. Öyle de hayatının her saniyesinde istikamet arzusuyla dopdolu yaşayan bir insana da Allah (cc) bir gün bunu lütfedebilir.

Risâleleri eğer hakkıyla anlasaydık, medrese ve tekkeler bekleneni verirdi. Ama maalesef bazılarımız onu sadece ilzam için kullandık ve malzeme durumuna düşürdük. Bazılarımız da, “anlamasak da, ruh istifade eder” deyip, evrad dinler gibi dinledik. Öldürdük onları. Perdeyi yırtıp, danede hakikatı gösteren dikkat-i nazardır; zâhirî nazar değil.

Eserlerin okunmasında dikkat edilecek hususlar :

Bütününü okumak.

Gazete gibi okumamak.

Bütünlük içinde mütalâaya kendimizi alıştırmak.

Kendi nefsine okumak ve ayrıca içinde bir şeyler olduğu mülâhazasıyla okumak.

***"Evet tarih-i beşer, Risale-i Nur gibi bir eser göstermiyor. Demek anlaşılıyor ki: Risale-i Nur, Kur'anın emsâlsiz bir tefsiridir.

Evet Bediüzzaman Said Nursî'ye, yalnız âlem-i İslâm değil, Hristiyan dünyası da medyun ve minnettardır ki; dinsizliğe karşı umumî cihadında mazhar olduğu muvaffakıyet ve galibiyetten dolayı Roma'daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır.

Şimdi Risale-i Nur Külliyâtından, îman, Kur'an ve Hazret-i Peygamber (Aleyhissalâtü Vesselâm) Efendimiz hakkında olan eserlerden bâzı kısımları aynen okuyacağım. Siz bu eserleri elde edip tamamını okursunuz. Okurken, belki îzah edilmesini isteyen kardeşlerimiz olacaktır. Fakat bu hususta arzedeyim ki, üstadımız Bediüzzaman, bir Nur talebesine Risale-i Nur'dan bâzan okuyuvermek lütfunu bahşederken izah etmiyor, diyor ki: "Risale-i Nur, îmânî mes'eleleri lûzumu derecesinde îzah etmiş. Risale-i Nur'un hocası, Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almağa ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidadı nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Aklınız herbir mes'eleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançtır."

Okunan Türkçe veya Arabça bir risâlenin îzahı, başka bir risalede varsa, onu getirip okuyor. Risale-i Nur'daki gâyet ince nükteleri derkeden basiretli âlimler de der ki: Bir âlimin yüksek bir ilmi olabilir fakat Risale-i Nur'u Cemâata okurken tafsilâta girişip eski mâlûmatlarıyla açıklarsa, bu izahatı, Risale-i Nur'un Beyân ettiği, asrımızın fehmine uygun ve ihtiyâcına tam cevab veren hakikatların anlaşılmasında ve tesirâtında ve Risale-i Nur'un mâhiyetinin derkine bir perde olabilir. Bunun için, bâzı lügatların mânâlarını söyleyerek aynen okumak daha müessir ve daha efdaldir.

İstanbul Üniversitesindeki kardeşlerimiz de böyle okuyorlar. Biz de hülâsaten deriz ki: Risale-i Nur, gâyet fasîh ve vecîzdir. Sözün kıymeti; îcazındadır, kısalığındadır. Bir mes'ele-i imâniye ve Kur'aniye umuma ders verilirken, mücmel olarak tedrisinde, daha fazla istifaza ve istifâde vardır.

Ey Üstâdımız Efendimiz! Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur'u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir. Tahkikî îmân dersleriyle îmânımızı kurtaran cihanbaha ve cihandeğer bir kıymette olan Risale-i Nur'u bütün ruh-u cânımızla, bütün mevcûdiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. Bu aşk ve bu muhabbet, bu tâzim ve bu hürmet, nesilden nesile, asırdan asıra, devirden devire intikal edecektir.

Evet, Risale-i Nur'daki hakaik-i Kur'aniye öyle bir kuvvettir ki: Bu kudret karşısında, küfr-ü mutlakın ve dinsizliğin temelleri târumâr olacak; inhidam çukurlarına yuvarlanarak geberecektir. Bâki kalanlar, îmân ve Kur'an nuruyla felâh ve necat bulacaklardır." (Konferans'dan)***

Evet dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve granitleri yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur'aniye dünyayı nur ve saadete gark edecek. Bu Nur-u Kur'an, îmânların kurtuluşunda, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır... Her gün okuduğu şeylerle kendini kritiğe tâbi tutmak ve otokontrol yapmak. Yoksa, eserler yaldızlı ciltlerle kütüphanede durur da, gerektiği gibi istifade edilemez...

Bedîüzzaman
Said Nursî
(R.A.)

Ana Sayfa


Son Güncelleme Tarihi;
Telif hakkı webmaster'e aittir...