*BAŞLIYOR*
Yedi Adet Şiir Var
**********************
Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür,
Gitmesek de
görmesek de,
O köy bizim köyümüzdür!.
Demiş, Şair; ama, Postacının gitmediği görmediği bir köy var mıdır,
acaba!?.
POSTACI
Çanta mektup dolu girerken köye
Sevinci neşeyi saçar
postacı,
Halka, 'Selâmünaleyküm' diye
Hemen çantasını açar postacı.
Ana, baba, bacı, kardeş sevinir,
Her zaman hasretle yolu
beklenir,
Halk dilinde o'na postacı denir,
Yaz demez, kış demez,
koşar postacı.
Uzaktan haberi getiren o'dur,
Her şeyi her yere götüren o'dur,
Ne
bıkar, ne usanır, ne de yorulur,
Dağ demez, taş demez, aşar postacı...
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: 1973 Yılında 'Köyün Sesi' Gazetesinde yayınlanmıştır.
*************************************************
KÖYÜMDE İLKBAHAR
Rüzgâr ılık-ılık esmeye başlar
Köyümde ilkbahar geldiği
zaman,
Yem yeşil yeşerir kırlar ağaçlar
Köyümde ilkbahar geldiği
zaman.
Menekşeler tutam-tutam toplanır
Toplanır da, burcu-burcu
koklanır,
Koyun kuzu meralarda otlanır
Köyümde ilkbahar geldiği
zaman.
Coşar, 'Kısık Çayı' durmadan çağlar
Süslenir çiçekle bahçeler
bağlar
Cennetten bir köşe ovalar dağlar
Köyümde ilkbahar geldiği
zaman.
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: 1973 Yılında 'Köyün Sesi' Gazetesinde
yayınlanmıştır.
*************************************************
****************************
VATANIM
Azmış mahlûkların, sözüne uyup
Doğru giden yoldan sapanlar
olur.
Herşeyi yaratan Allah'ı koyup
Lenin'e Engels'e tapanlar olur.
Göklere uzanan minârelerin,
Batar gözlerine
hâinlerinin
Mü'minlerle dolan Câmilerinin
Avlusuna bomba atanlar
olur...
Sana kurban olsun bu tatlı canım,
Kanısın, canısın şehit
atamın,
Vatanım, vatanım, güzel vatanım,
Korkarım bir pula satanlar
olur...
Sabret, KESKİNOĞLU, bekle yarını
Uçuşan bolşevik
baykuşlarını
Paça-parça edip yuvalarını
Bir gün kanadından tutanlar
olur...
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: İzmir, Hisar Camiine atılan bomba münasebetiyle yazılmıştır.
25-Şubat-1970 Tarihli 'Bugün' Gazetesinde
yayınlanmıştır.
**************************************************
BAYRAĞIM
Eyy!.. kan kırmızı
Ayyıldızlı bayrağım,
Asırlarca
dalgalandın
Ebediyyen dalgalan,
Ben yokken de sen vardın,
Senin
gölgende doğdum
Senin gölgende yaşıyorum.
Seninle
bağımsızım
Seninle hürüm,
Yeter ki sen;
Şanla şerefle
dalgalan
Ölsem de gölgende
Rahat uyurum...
Şerafettin KESKİNOĞLU
***************************
ANAM
Mektubum gecikince unuttu sanma anam,
Amca başka, dayı başka, hala
başkadır anam.
Sen unuttu deselerde buna inanma anam,
Çoluk başka,
çocuk başka, ana başkadır anam.
Beni yoktan bu dünyaya, getiren sensin anam
Yiyemezken yemeğimi,
yediren sensin anam
Giyemezken elbisemi giydiren, sensin anam
Ben
ağlarken acı duyar, gülsem gülersin anam.
Sen ninniler söyleyerek, beni uyuttun anam
Bilmez iken yürümeyi beni
yürüttün anam,
Küçüktüm ufacıktım beni büyüttün anam,
Benim huyum ve
ahlâkım, senin mayandır anam.
Senin sevginle doluyum, başka sevgiyle dolmam,
Sen yapraksın ben
çiçek, sen oldukca ben solmam,
Üç şey vardır bu Dünyada, o olmazsa ben
olmam,
Biri VATAN, biri BAYRAK, biri ANA'dır ANAM...
Şerafettin KESKİNOĞLU
********************************************
T E F E K K Ü R
Sonsuzluk içinde bir mâvi kubbe
Bir lâmba ortada yanar
durmadan,
Nakkaş-ı Ezelî'nin yaptığı tipte
Boşlukta bir hâne döner
durmadan.
Misafirhânedir o hâne bize
Yıldızlar kıvılcım ay
pervânedir,
Gelenler hep gitmiş kalır mı bize
Bu akış içinde gaflet
neyedir?
Gelenler eli boş gelmiyorlar mı
Getirdi mi ağacın
fihristesini?
Elinde bir tohum çekirdek var mı
Kim temin ediyor
maişetini?
Niçin tükenmiyor bu yenen rızık?
Bir tohum tonlarca yemiş
getirir
Bir dâne vagonlar dolusu azık,
Düşündün mü, bunlar nereden
gelir?
Kuru çıplak daldan çiçek açtıran
Zehirli sinekten bal yediren
kim?
Kim elsiz böceğe ipek yaptıran
Bunca hizmet kime, emir veren
kim?..
Felâh'a götüren doğru yol varken,
Çıkmaz sokaklarda kıvranmak
neden?
Güneş kadar parlak hakikat varken,
Görmek istemeyip göz
yummak neden?
Ey, yolcu! Nereden-nereye böyle?
Şaşırma kendini bul doğru
yolu,
Var mıdır, başka Hak, doğru yol söyle?
KUR'AN va'zediyor en
doğru yolu.
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: 15-Haziran-1971 Tarihli 'Seher Vakti' Gazetesinin 21.inci
sayısında yayınlanmıştır.
*******************************************************
ASKERDE ÇADIR HAPSİ
Yirmidört Mayıs bindokuzyüz***iki;
Hiç suçum yoktu bugün benim,
halbuki,
Sabah saat sekizde çıkmıştık, içtimaya
Üç saf olup dizilip bakmıştık
hep hizaya.
Batarya komutanı Teğmen Zafer Oruz'du,
Talimata aykırı gidene
bozulurdu.
Tekmil alınca baktım, çok çatıktı kaşları,
Sıra'çıl komutuyla
muayene başladı.
O anda bir arkadaş, çıktı geldi oraya
Yanımıza gelip de katılmadan
sıraya,
Teğmen gördü, seslendi: -'Nereden geliyorsun?
Devriyesiz nöbeti
nasıl terk ediyorsun!?.
Haberim yoktu ama ben idim devriyesi,
Yiyeceğiz sopayı yoktur artık
çaresi.
'-Hani senin devriyen; nerede?' Diye sordu.
İki yumruk dört tokat
çenemize kondurdu.
Daha bitmedi ceza, bakın devam ediyor,
Çadırlar kucaklarda,
kurulmaya gidiyor.
Ne olur vazifeyi tam lâyıkıyle yapsak,
Mapusluk çok zor imiş, üç gün
bitse de çıksak.
Kim bu cezayı gören diye olursa soran;
Onbaşı Şerafettin, er Ömer
Demirkıran...
Şerafettin KESKİNOĞLU
Not: Aynı tarihde çadırda
yazılmıştır.
*************************************
SON